
Mehmet Emin Yurdakul
1869–1944Kamu malı75 eser
Milli edebiyatın öncü şairlerinden; hece vezniyle ve sade Türkçeyle yazdığı vatan ve halk şiirleriyle tanınır.
Telifsiz eser (kamu malı) — biKalem arşivine eklendi.
Eserleri
10 TemmuzŞu dağların, ovaların seslerine kulak verin; · Bakın, her yer sanki coşkun deniz gibi bağırıyor.Ahretlik— Buyurunuz kahvenizi. · Baktım: bir kız, köy kızı!...AnadoluYürüyordum: Ağlıyordu ırmaklar, · Yürüyordum: Düşüyordu yapraklar,BahtiyarlıkSefil mahluk, kaygun nedir? O yaşlar ne, gözünde? · Neden öyle benzin soluk, kan kalmamış yüzünde?Balıkçı— Babacığım, terlemişsin, gel, terini sileyim!. · — Sil bakayım, benim güzel, merhametli meleğim.BarbarosO vakitler demiştin ki: «Ey Hayreddin, ey Hızır! · Müslümanlık kardeşliktir, Garbı Şarklı yapmaktır;Benim RüyamVarsın, vahşî tabiatın zelzelesi, tufanı · En şerefli sarayları, mimberleri devirsin;Benim Şiirlerim— Sen kalpsizsin; hani senin gençliğinin hayatı? · — Aşklarım mı? Bir nefesle solabilen bu şeyler,Beşiğin Önünde— Ağlamıyor... · — Merak etme, uzun sürmez, çok ağlar;Biliniz ki Ey GaddarlarEvet sîzler, varın bize asla şiir yazdırtmaym; · Şu millete can verecek hiç bir kitap bastırtmayın;Bir DelikanlıyaEvet gençsin, sen de eski cihanları yıkarsın; · Her gün coşkun bir denizden bir kumsala çıkarsın;Bir Genç KızaEvet yavrum, musiki fikre kanat verdirir; · Ruhu, aşkın sedefli kumsalında gezdirir;Bize Diyorlar kiEvet tarih, bize büyük kahramanlık devirleri gösterir: · Türk mileti, cihangirler esir etmiş, kurallardan taç almış;Bırak Beni HaykırayımBen en hakir bir insanı kardeş duyan bir ruhum; · Bende esir yaratmayan bir Tanrı'ya iman var;Bırak Şu KuşcağızıBırak konsun, şu koskoca ormanlığın içinden · Biçareye bir dikenli kara çalı çok mudur?Bırak, Yapma— Ne olacak şu dövdüğün ucu sivri demirden? · — Bundan hançer yapacağım...Bıçaksız KatillerDiyorlar ki: «Bak, şu katil, insan değil, canavar; · Bir masumu kaplan gibi parçaladı o alçak.Cenge GiderkenBen bir Türküm; dinim, cinsim uludur; · Sinem, özüm ateş ile doludur;DemirŞu karanlık, dar mağara mezar gibi b ir yerdir; · İçersinde ne güneş var, ne de sağlam hava var;DemirciBen bir küçük çocukken bir zavallı sefildim, · Ömrün ağır yumruğu beni dahi inletti.Ey Genç ÇiftçiSabanının demirini yaratan · İstemiş ki, yeryüzünde eşsiz olan şu vatan.Felaketler KarşısındaBir rüyamış!... Zira yine, ben zavallı şen değilim; · Baltazar'a alev saçan zalim harfler önündeyim.FenerSen her gece o yalçın kayalığın üstünden · Dumanlara kırmızı alevini saçarsın.GemiciEvet, bora başlayınca, soluğanlı bir deniz · Kuduz gibi köpük saçar, çılgın gibi haykırır;GünahkârBen, bir zindan içindeki mahpuslara benzerim; · Benim dahi ayağımda ağır, paslı demirler...GütenbergMillî diller, o vakitler bütün Garp bunu tahkir ederdi; · Dudaklarda Aristo'nun Latince tefsirleri gezerdi;HakkaniyetDemişler ki: «Kahramanlık diker, fakat hakkaniyet yaşatır.» · Hakkaniyet: Evet buna, yüreklerde her şeyden çok aşk vardır.Irkımın TürküsüBiz Oğuzlar soyu olan Türkleriz; · İlk ateşi parlatan,Issız EvAcep şu ev neden böyle ıssız, sönük, karanlık?... · Bak içinde ne bir mum var, ne bir çocuk sesi var.Kanımı TaşıyanaHayır, asla istemem ki ben seni. · Hatta bir bal arısının dikeniKaynana ile Damat— Bu ne iştir?... · — Ne olmuş ki...Kesildi mi Ellerin— Anne, anne, hişt, hişt!... · — O kim?Kibritçi Kız— Efendiler, kibrit, kibrit!... Üç kutusu on para!... · Merhametli beyefendi! Annem hasta, ekmeksiz;Kristof KolombSen o zaman, bu dünyanın yuvarlak olduğunu sezmiştin: · Zekân ile garbı şarkta bulmaklık ümidine kanmıştın.Kur'a Neferi— Yazık, yazık, ömrümüzü geçirmişiz boş yere; · Nasıl böyle kara yüzle varacağız mahşere?Kur'an-ı KerimBu kitaptır: Her insana için, dışın öğreten; · Gökte, yerde, tende, canda bir Yaradan sezdiren.Martin LutherEvet, o gün, sen Roma’nın o korkunç esrarını anladın; · Bir cehennem görmüş gibi bu fesat ocağına bağırdın;Ne Zamanİlim, keskin silâhıyle her şeye baş eğdirdi; · Hukuk, alnın incisini kibre karşı parlattı;NifakEvet sanin fırtınan her boradan zalimdir, · Senin alçak hırsların girdaplardan derindir,On Para Ver— Beyefendi, çoluğunun, çocuğunun başıyçin · On paracık sadaka ver; ihtiyarı sevindir.Ona ÖlümBir yabancı çehre var ki, kendisinden hiç hoşlanmam; · Her ne vakit onu görsem, gözlerine bakmış olsamOrdudan Bir SesVarsın, bütün yırtıcılar bir olsun; · Varsın, haçlar intikama çağırsın;ParaDiyorlar ki: «Altın sarı bir yılandır, vicdanları ısınr.» · Güzel bir laf!.. Lâkin hayat kavgasıyçin bu silâhı isteriz;Sakın KesmeEy hemşeri! Sakın kesme, yaş ağaca balta vuran el unmaz. · Na, kütükler!.. Nice yıldır, hiç birine kervan gelmez, kuş konmaz;Sebep Ne ki Doğurmasın— Doğurmasın... · — Sebep ne ki doğurmasın, bir kadın?Selâm SanaEy muhterem Ertugrul’un gözbebeği, · Ey sevgili Gazi Osman,Sen Feryada BaşlayıncaEy Türkeli, senin adın bu dünyada en hoş sestir; · Senin fikrin, akla gelen her manadan mukaddestir;SürücüGidiyorduk: Kar üstünde bir incecik çığırdan; · Gidiyorduk: İri buzlar sarkıtmıştı her saçak;Türk SazıÜçüncü Baskı · ATLAS KİTABEVİ — İSTANBULVatan TehlikedeŞu istibdat hükümeti. Türkiye’ye tehlike!... · Bakın, mesut etmek için her şey olan bir ülke.Ya Bir Mezar, Ya Bir ZindanBu millette zalime dinsizden çok kinler var; · Bir taht âdil değilse, mihrap olsa parçalar.Ya Gazi Ol, Ya ŞehitHaydi yavrum! Ben seni bugün için doğurdum, · Hamurunu yiğitlik duygusuyle yoğurdum;Ya Ölürsem Ne YaparlarDiyordu ki: «Sen çıkınca bilir misin ne olur? · Ardın sıra: «Baba, baba!» diye seni çağırır;Yavrumun MezarındaBir sert rüzgâr esse idi, ovaların yüzünde. · Sanırdım ki benim körpe fidanımı sökecek;Yavrumuzu ÇoğaltalımBu dünyaya her bir doğan öyle uzun yaşamaz; · Çocukluğun hatta şu dar sınırını aşamaz.Yaşamak KavgasıHer bir mahluk, her gün gibi, bugün dek · Yuvasından dışanya uğruyor;Yolcu— Fırtına var... · — Varsın olsun, kıyametler koparsın;Yurdumuzun İniltisiBir vakitler yedi iklim, dört bucak · Benim keskin kılıcımdan titrerken...ZanaatBüyük asır, ahaliyi bahtsız eden meseleyi halletti; · İsli, viran çatıların önlerinde dolaşmaya başladı;Zavallı KayıkçıŞu kayıkçı, kötü yerde yakalanmış boraya; · O, şu sığın önlerinde, epey vakitten beriZavallılarKöy muhtarı, beş yıl evvel kur’a çeken oğluyçün · Üç dört köyü üst üstüne aratarak birkaç günÇekiç AltındaEy toprağın işkenceye dayanıklı madeni! · Senin külçen şu gıranit taşlarından sert ikenÇiftçilik— Altın, altın... · — Hayır kardeş, sen bu fikri değiştir;ÇiçekçiğimDemiştim ki: «Oh bu yerde kendisiyçin yok korku. · Artık onu ne hayvan yer, ne de böcek yaralar.»ÇocuklarDiyorlar ki: «Bak, ne güzel dem çekiyor şu bülbül; · Bak, bir yerde yetişir mi böyle bir has, sadberk gül?ÇömlekçiKöyde idik, bir sabah, hava almak istedim; · Çocuğuma: «Seni de götüreyim, gel!» dedim.Ölü KafasıBir tarlada geziyordum; ayağıma katı bir şey takıldı; · Baktım: Kemik; dikkat ettim: Bir insanın kafasının gemiği.Örs Başında— Kalk gidelim! · — Hayır oğlum, şimdi benim iş vaktim;Üstat Ekrem'eSen, şu sefil dünyada hiç bir zaman gülmedin; · Felâketle, ölümle bahar ömrün yas doldu.İlimKuvvet akla geçtiğinden beridir ki, her davaya bakıldı: · İnsan nedir? Anlaşıldı, adaletin meşalesi yakıldı;İlk YaraGülüyordu: Mavi göğe, bulutlara, göllere; · Gülüyordu: Minareye, kiliseye, her yere;İmtihanBana hocam derdi ki: «Ey sevgili çocuğum. · Sana gülen bu hayat sade oyun değildir;İsmail Gasprinski'yeEy ulu Türk! Sen Kırım'ın kanlar ile yoğrulmuş. · Vahşîlere esir olmuş, zalim tahtlar kurulmuş.İşte O GünBu âlemde bir iş yok ki sıkıntısız yapılsın. · Bizi yeşil dallarında imrendiren her yemiş.ŞairBana yirmi yaşımda ateş saçan bir sevda, · İlk şi’rime altından kanat veren o hülya